Sabahlar sonbahar kırıntılarını taşıyor kapımıza Her yaprak bir şey eksiltiyor ruhumuzdan Keder gam hüzün vesaire duygular da yok artık Kuşlarla uçtular boşluğa bir bir ve kaldık pörsümüş kalbimizle Yurtluk...
Özünde hüzün Özünde karanlık Tutar ağlamaklar gözlerinden Doğmaz yaşama tomurcuklar Hep yukarıda bakışlar Bir muştu bir çığlık değil Ait olamayanlardan beklenen Özünde uzak Özünde gitmek ...
Sebebi yoktur indimizde kirletilen zamanın Kalem çıtırtısıdır deriz Zeytine/kokuşmuş yatağa yemin olsun Şüphesiz ki yazmadık biz Uzaktan duyduk sesini İşte kader ve Şeytanların diş kovuğunda mukadderat Yollar ki çizmediğimiz Onlar sürükler...
Tanıya/bilseydim beni Hazırlığın sesi uzamazdı Solmazdı yıldızlarda çiçekler Ne karanlık küflenir damarlarda Ne hüzünler yıllanırdı Bir eldi Uzanırdı ve Filozofu'l-Ahir
Istırap limanları ruhumun durakları Gülüşlerden bile keder yaratırım Huzursuzum sabitlenemiyorum yazgıma Gitmek diyorum yıldızları kutsuyorum Dizlerim titriyor karşısında uzakların Yenilmeli miyim lanetli ordular gibi Utanmalı mı susmalı mıyım Fakat kendi içime...
Giriş Seziş Hissediş Derinden bakış Gözlerde kayboluş Yürekte çırpınış Bir dokunuş Yapış Kokuş Bitiş Filozofu'l-Ahir
Sanrılar kısacık ördü çarmıhları Çarmıhta gerilen mukadderat Kalem sesiyle çıtırtısıyla Yollar çizildi kıvrım kıvrım sarmaşık sırnaşık Uzun ve hecesiz kenarlarında Hüzünlü ağaçlar ağlamaklı yapraklar Diz çöktüler söz geçiremedikleri sislere Akabinde ekşi bir...
Huzursuz bir romanın kahramanlarının çektikleri acıların mutlu sonla bitmesine sevinen, bir damla yağmurun kuru toprakla sevişmesini bir mucize addeden ve yalnızca kendi hissiyatını kederle örten...
Nerede kilit nerede kapı Güneşte esmerleşen bu yaralar mı sır Dokunulmaz yatağın içi Uzatılmış küflü bacak kokusu Aynalarda unutulan yüz Bir gözyaşı humması haykırış ...
Kurumuşum etimle çoraklaşıyorum Bir şeyler çırpınıyor içimde duyamıyorum Ağlamaklı bir nefes oluyor evren Çekiyorum susamış ciğerlerime Alıyorum götürüyorum kendimi kendimden uzaklara Ancak yine ben diyorum Uzaklığın sınırlarında kurulmuş korunaklarda Kurtulamadığım kendimin halbuki...
Şelaleler üzerimize çiselemekte Ağaçlar yeşile durmakta yapraklarıyla Kelebekler kanatlarını germekte huzura Nehirler bembeyaz süt akmakta Bir elimiz hurilerin gerdanlarında Bir elimiz sonsuzluğun tomurcuklarında Bahçemizde bir Tanrı cıvıltılar arasında Işıl ışıl bakmakta hoşnutluğun...
Yaslanmışken Tanrılığımın kanlı günahlarına Nasıl dökebilirim masumluğu avuçlarımla Sorularla mühürlenmiş umutsuz var oluşun Ortasındayım ve esrarengiz bir bekleyiş Et miyim kan mıyım yüce bir ide mi Sperm kaynayışının katilliğinde fırlayan...
Siyah kuğunun içinde lanet Birikmiş derin sırların arkalarında Saklanan çocukça Tanrılara Ve hadi diyelim bilinmek istedi hazine Hazineye kapı mı var İçimizde karanlığa açılan kadar ...
Şehrin kızıl dudaklı sırdaşları Yenemiyorlar kendi içlerinde tutkuyu Ruhları lağımların balçık tortusundayken Bedenleriyle Tanrının yüreğinde sarmalıyorlar hiçi Gölgeleri dev ve korkuyorlar kendi küçüklüklerinden Dualanıyor her ayinde aynalara lanetleri Ayna ki gölgenin...
Ay ışığında gölgeler penceremde Çarpık hareketleriyle ve Zamanın geçmişinde bıraktıkları masumluklarıyla İnce ince dökülüyorlar parmak uçlarıma Sızıyorlar savunmasız kanayan yanlarımdan Sesleniyorum kulak tıkıyorlar haykırışlarıma Yoktunuz gölgeler diyorum Bitmediniz yorganımın altında Sürtünmedi tüylerimiz birbirine Ve...